Sayın Kılıçdaroğlu genel başkan seçildiğinden bu yana sık sık yeni tüzük yazımından söz etmektedir. Son günlerde basında çıkan haberlerden de tüzük kurultayının Eylül ya da Ekim ayında toplanacağını öğrenmiş bulunmaktayız.

Tüzük kurultayı çok yerinde bir karardır. İster yönetimde olsun ister muhalefette olsun tüm CHP’lilerin ortak isteği yeni bir tüzüktür. Aslında  üyeler yeni bir tüzük derken parti içi demokrasiden söz ediyorlar.

Üyeler; partinin iç işlerinde demokratik kuralların ve ilkelerin geçerli olmasını istiyor. Parti içi demokrasi ilkesi salt hukuksal bir kavram olmayıp parti üyelerinin demokrasiye olan inançlarının , bağlılıklarının göstergesidir. Kısacası parti içi demokrasinin varlığı veya yokluğu partili üyenin haklarına ne kadar sahip çıktığı ile ilgili siyasi kültürel bir sorundur.

CHP üyeleri arasında yaygın olan kanı: parti içi demokrasinin önündeki en büyük engel parti tüzüğüdür. Parti içi demokrasiyi gerçekleştirmek için tüzük ; demokratik ilkelere göre ve parti içinde özgür tartışma ortamını yaratacak, ifade özgürlüğünü kısıtlamayacak hükümleri barındıracak maddeleri kapsayan bütün CHP’lileri kucaklayacak yapıda olmalıdır.

CHP’nin ikinci kuruluşu olan 1992 yılından beri ne yazık ki tüzük maddeleri ya uygulanmamış ya kötü uygulanmış ya da genel başkanın talebi doğrultusunda sık sık  tüzük maddeleri  özgürlükleri kısıtlayacak bir biçimde değiştirilmiştir.

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız düşüncelerimizi daha somut ifade etmek istiyorum:
Demokratik solcuların sürekli dile getirdiği “Seçimle gelen seçimle gider” sözü geçmiş dönemde slogandan öteye gidememiştir. Genel merkezin il yönetimlerini, il yönetimlerinin de ilçe yönetimlerini sudan gerekçelerle görevden aldıklarına tanık olunmuştur.

CHP tüzük m. 43 okunduğunda beğenmediğiniz bir yönetimi ne kadar kolay görevden alabileceğinizi görürsünüz.

A) Siyasi Partiler Kanunu ve Tüzükte sayılan ve tutulması zorunlu defterleri tutmayan, Muhasebe ve harcamalarla ilgili bilgi ve belgeleri Genel Merkeze süresi içinde göndermeyerek partiyi zor duruma düşüren, personel ücretini, kirayı, telefon parasını, stopajları ve varsa parti aracının vergilerini zamanında ödemeyen ve ayrıca yasa, tüzük ve yönetmeliklere göre belli sürelerde yapılması gereken işleri yapmayan veya partinin siyasal ilkeleriyle, doğrultusuyla, yaşam anlayışı ile ve çalışma kurallarıyla bağdaşmaz tutum ve davranış içine giren; il,  İlçe, belde başkanı ve il, ilçe, belde yönetim kurullarının üyeleri, bağlı oldukları üst yönetim birimi tarafından gerekçeli kararla görevden alınır, gerekçeli karar (5) gün içinde üst yönetim birimine gönderilir. (21.12.2008 tarihli 14. Olağanüstü Kurultayda yapılan değişiklik).

B) Yasaların, Tüzüğün, yönetmeliklerin yüklediği veya üst yönetim birimlerinin verdiği görevi yapmayan, parti çalışmalarını aksatan, üst yönetim birimlerinin ve disiplin kurullarının süreli yazılarını zamanında yanıtlamayan, il, ilçe, belde başkanları ile il, ilçe ve belde yönetimleri, üst yönetim birimince yazı ile uyarılır. Uyarıda verilecek olan en az (10) günlük süre içinde, uyarı gereklerini yerine getirmeyenler, üst yönetim birimi tarafından gerekçeli kararla görevden alınırlar. Gerekçeli karar (5) gün içinde  üst yönetim birimine gönderilir. Seçim döneminde bu durumlar için (A) bendi uygulanır.


Genel merkez yönetiminin elindeki diğer tehlikeli bir silahta parti suçu kavramıdır.
Genel merkez kendisine muhalif üyeleri parti suçu işledi savıyla kolaylıkla disipline gönderebilmektedir. (Disipline gönderme yetkisine il yönetimi de sahiptir.)
CHP tüzük m.70 parti suçunun nelerden oluştuğunu uzun uzun anlatmaktadır. Yine bu maddenin kesin ihraç bölümündeki bentleri incelediğimizde:


A) Kesin Çıkarma Cezası Gerektiren Parti Suçları

a) Programa ve Tüzük kurallarına, kurultay ve yetkili organ kararlarına aykırı davranmak, 
b) Partide aldıkları görev ve sorumlulukla ve üyelikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunmak,

gerekçelerin ne kadar soyut ne kadar esnek, nereye çekersen oraya giden gerekçeler olduğu görülmektedir.

CHP tüzüğünü hazırlayacak olan yetkili ve etkili kişilerin son derece hayati önemi olan  bu iki maddeyi (m.43 ve m.70) çok daha dikkatli kaleme almalarını öneririm.

Eğer demokrasiye inanıyorsak ve parti içinde ifade özgürlüğünün hakim olmasını istiyorsak her iki maddenin de uygulanmasını zorlaştırmalıyız. Örneğin kararların üye tam sayısının üçte ikisi ve gizli oyla alınacağı kuralı ilk akla gelen çözümdür.

Yalçın ERTAN