Ülkede her alanda yasa tanımazlık doğal hale gelmiştir.Son örnekler de herkesin işine geldiğinde yasaların ve hatta kendi tüzüklerinin arkasından dolanmayı beceri olarak kabullendiklerini göstermektedir.

YSK,  milletvekili seçimleri yasasının 8.inci maddesini yok sayarak,yapılacak seçimin tarihini, seçim kararından sonraki doksanıncı günün ertesindeki ilk pazar yerine 1 Kasım olarak ilan etmiştir.

Yani yasayı by-pas ederek olmayan bir yetkiyi kullanmıştır. Her nedense hiç bir parti buna itiraz etmemiş,sesini yükseltmemiştir! Doğal olarak artık YSK'nın yasalara uyması konusunda bir talepte bulunulmasının bir anlamı kalmadığı gibi, uyulmamasının yolu da açılmıştır.

O arada CHP, geçen sefer yaptığı gibi yasaya aykırı yönetmelik maddesine, görüş merci olmamasına rağmen YSK görüşü alarak yaptım gerekçesine benzer şekilde bir yönetmelik değişikliği yapmıştır. Bu kez de tüzüğe aykırı bir madde yönetmeliğe eklenmiştir.

Yine görüş merci Yargıtay Baş Savcılığı olmasına karşın YSK muhatap alınmış ve işin ilginci bu sefer YSK  açıkça yapabilirsiniz diyerek dünya hukuk literatüründe yönetmelikleri yasa ve tüzüğün önüne geçirme görüşüne imza atmıştır.

Acaba seçim tarihine bir itiraz olmamasının bunla bir bağlantısı var mıdır, ne dersiniz?

Ayrıca, siyasi iktidar ittifaklar, başarısız olunan yerlere yeni isimler ararken,  karşılığının ne olduğu ortada olan bir MV listesinde ısrarın bir iktidar arayışı olmayıp mevcut kadroyu koruma çabası olduğu ortadadır.

Erdoğan'ın senaryosuna bu kadar uygun hareket etmenin anlamı var mıdır, acaba?