Bu seçimin, nasıl bir seçim olduğunun en güzel açıklamasını bir tv kanalında bir Mv yaptı. Ana yasanın geçici maddesinin 1 ayda tamamlanması amir hükmüne karşın, nasıl olsa seçime  daha vakit var diye uyum yasalarının çıkarılması için acele etmediklerini söyledi.
 
 Kuşkusuz bu söylem mevcut siyasi iktidarın konuları ele alış tarzını simgelemektedir. Yani önce seçim olacak, sonra kanunlar çıkacak yaklaşımı dünyada bir ilke de herhalde imza atacaktır. Dolayısıyla koşulları oluşmamış,anayasa hükümleri yerine getirilmemiş bir seçimle karşı karşıyayız! Acelenin sebebi belirsiz iken, bu koşullardaki bir seçime koşa koşa katılmanın sebepleri de ayrı bir soru işaretidir.
 
    İttifak yasasının demokratik esaslara ve Anayasadaki eşitlik ilkesine aykırı olduğu ortada iken önce Anayasa Mahkemesine gitmeye niyetlenip ardından vazgeçmek ne anlama gelmektedir? Yüz bin imza ile bireysel aday olmak da konulan yöntemle fiilen olanaksız hale getirilmiştir. Hem maddi bakımdan hem de yüz bin imzayı(bir kişi için) 6 günde seçim kurullarına taşıma kuralı nedeniyle zaten bu da açıkça demokrasiye aykırıdır ve AYM'ne götürülmeliydi.
 
   İYİ partiyi seçime sokmayacaklar numarası da başarılıydı. Oysa yasa çok açık olarak yapılan örgütlenme kayıtlarının Yargıtay Baş savcılığında tutulduğunu ve seçime katılıp katılmama konusunda bu kayıtların geçerli olduğunu vurgulamaktadır. Dolayısıyla YSK'nun bu konuda resen karar alma yetkisi yoktur. Hüda Par olayı da yapılan hata düzeltilirken, söz konusu kayıtların esas alınması ile en yakın örnek haline gelmiştir. Temennimiz,önü ve arkası bu kadar soru işaretli bir sürecin, en az zararla atlatılmasıdır.
 
   Bir diğer önemli sorunsa, Türkiye'nin en eski ve en popüler üniversitesinin bölünme çabalarıdır. Siyasi iktidarın her şeye müteahit gözüyle bakmasının bir sonucu olarak İstanbul Üniversitesi herhalde parsellenip dağıtılacak ve büyük ihtimalle kapanın elinde kalacaktır! Söz konusu anlayışla koskoca ülkenin nasıl idare edileceği gerçekten ciddi bir soru işaretidir. Kuşkusuz bu tip uygulamalara karşı toplumsal duyarlılığı ayakta tutmak siyasilerinde temel görevlerinden biridir. Bu hiç bir zaman unutulmamalıdır!