İyi niyetle başlayan, içeriği çok yararlı sonuçlar doğuracak yüzlerce proje  iyi bir planlamadan yoksun olduğu için  tarihin ve ofislerin çöplüğündedir.
CHP genel Başkan yardımcısı Sayın Ayten Kayalıoğlu eliyle yürütülmesine karar verilen adı geçen projenin Ankara’dan sonra ikinci ayağı istanbu’lda 5 ocak tarihinde yapılan toplantıda gerçekleştirilmiştir.


Bu tür bir örgütlenme CHP'nin dikey örgütlenmesi(İl, İlçe, belde, vs.)yanında yatay örgütlenmesinin gerçekleştirilmesi çalışması olarak görülmelidir. CHP programının yazılmasından, sektörler arasında önceliklerin saptanması, sektör bazında halkımıza vaat edileceklerin belirlenmesi, sorunların saptanması, çözümlerinin oluşturulması, iktidara geldiğimizde politik karar noktalarına yerleştirilecek unsurların belirlenmesi gibi konularda  adı geçen örgütlenme modelinin yararı yaşamsal derecede önemlidir.


Ancak bu tür bir çalışmanın kalıcı olması, kurumsallaşması gerekmektedir.  Aksi halde çalışması yapılan örgütlenme  bir ''heves'' örgütlenmesi olarak kalır, verilen emekler boşa gider. Kalıcı bir yapılanmanın tüm sektörlerde tüm il ve ilçelerde sektörler, meslekler, ilgi alanları bazında yapılabilmesinin yolu tüzükte bu tür örgütlenmenin kalıcı olarak yer almasıdır.


Yeni tüzük çalışmalarında bu konu özellikle gündeme getirilmelidir. Aksi halde bu çalışmayı planlayan ve yürüten  ekibin  her hangi bir görev değişikliği, bu çalışmaların yarıda kalma  tehlikesini ortaya çıkartır.

Üyelerinin  eğitim düzeyinin yüksekliği, bir çok sivil toplum ve meslek kuruluşunda üyelerinin yer almışlığı gibi nedenlerle, CHP diğer partilerle kıyaslandığında çok zengin bir insan potansiyelini bünyesinde barındırmaktadır. Üyeleri Bilimin, sanatın, ticaretin ,sanayinin ,sporun,üretimin içindedir.

Bu tür bir örgütlenme aynı zamanda CHP içinde somut konuların tartışılmasına olanak sağlayacak, üyeler  anlamsız, içeriksiz, gereksiz tartışmalar ve ayrılıklar yerine siyaset  ve somut konuları konuşabilecek ortama  kavuşacaklardır.

Konu ile ilgili ikinci önemli nokta ise, belirlenmiş 10 sektörün kendi içinde çelişkiler taşıması  ve yanlış tariflerin varlığıdır. ''İş adamı ''ya da ''bürokrat'' gibi sektör, iş alanı ya da meslek tarifi yoktur. Bunun  için Türk dil kılavuzu’na bakmak yeterlidir.


Önerim en son seçim bildirgemizde başlıkları belirlenmiş yaklaşık 22 sektörün  biraz daha genişletilerek yeniden isimlendirilerek düzenlenmesidir.
Bu başlıklar içinde ülkenin her ilinde, ilçesinde kayıtlı partili üyelerimiz yeterince vardır.


Ben bir turizm çalışanı, işvereni ve yöneticisi olarak sıralanan 10 sektör içinde ''turizm'i ‘’ görememekten dolayı şaşkınlığa uğradım. Ülkeye giren dövizin tek başına %21'ini karşılayan, yatırımının toplam miktarı 80 milyar dolar gibi   5 tane GAP projesinden bile büyük boyutta olan,
yaklaşık 2,5 milyon kişiye doğrudan iş sağlayan bir sektörün, yine benzer boyutta  tekstil  gibi bir başka sektörün adının bile bu projede geçmemesi hazırlık çalışmalarının yeteri kadar özenle yerine getirilmediği kuşkusunu doğurmaktadır.


Çok önemli bir projenin daha doğmadan yok olmasına yol açabilecek biu girişimin çok özenle planlamaya gerek duyduğu kuşku götürmemektedir.
Önümüzde bir ‘’Tüzük kurultayı’’ süreci görünmektedir.Er ya da geç bu kurultayda  oylanıp kabul edilecek yeni tüzükte, sandalye kavgası tartışmaları yerine bu tür bir yatay örgütlenmenin temeli atılmalıdır.yeni yapılanmanın unsurlarınında aynı dikey örgütlenmede olduğu gibi her gurubun belli sayıda temsilcisi kendi içinde yapacakları seçimlerle kurultay delegeliği yoluyla en yüksel kurulda temsil edilebilmelidir.


Halka inmenin, hayatın içinde olanların parti içinde yer alabilmelerinin ,siyasete kalite katmanın, dinamizm kazandırmanın başka bir yolu görünmemektedir.


Deniz Tüfekçi