30 Ağustos zaferi kurtuluşun son,kuruluşun ilk temel askeri başarısıdır.Ayrıca haydut devletlere Çanakkale savaşından sonra bizim coğrafyada atılan ikinci şiddetli tokattır.Zaten yalnızca o nedenle bile Atatürk Cumhuriyeti,Efendiler açısından bu bölgede oluşmuş en kötü örnektir.Dolayısıyla onu bertaraf etmek öncelikli hedeflerden biridir.

Ayrıca,Türkiye emperyalizme karşı savaşla kurulmuş tek müslüman ülke olma özelliğini de taşımaktadır. Öte yandan Atatürk Cumhuriyetinin İslam dünyasında hem laik hem de modern bir ülke noktasında olması onun geriye döndürülmesini birileri için amaç haline getirmiştir. Onun için esas kavga Türkiye üzerindedir. Türkiye'nin şekillendirilmesi emperyalizm için olmazsa olmazdır. Huntington'un 1990larda, Türkiye için laikliğin kesinlikle ortadan kaldırılması ve Rusya'da Lenin'in silindiği gibi Atatürk'ün eksiksiz silinmesi gerektiği direktifi Efendilerin ve BOP'un senaryosunun önemli ayrıntılarıdır. Kuşkusuz bu operasyonun  uygulanabilmesi için müslüman bir ülkede dini kullanan siyaset bezirganları ile sarıklı, takkeli işbirlikçileri olması kaçınılmazdır.

Söz konusu operasyonun temel propagandası ulusal bilinci çökertmek üzerinedir. Ulusal bayramların küçümsenmesi,önemsizleştirilmeye çalışılması, her fırsatta kutlamaların yapılmaması için gerekçeler yaratılması bu nedenledir. Tarihçi diye ortaya sürülen hokkabazların,bütün dünyanın kabulünün aksine, Kurtuluş savaşı aslında olmamıştır, bütün olay küçük çatışmalardan ibarettir, İstanbul işgal edilmemiştir safsatalarının tamamı bu yöndedir. Kuşkusuz Cumhuriyetin yüzyıla yakın  yaşantısında  eksikleri, yanlışları olmuştur. Ancak Atatürk'ün yurttaşlık bilincine dayalı toplum projesinin harcı hala ayaktadır. Ayrılıkçı etnik örgütün hedefi de bu harcı bozmaya yöneliktir. Efendilerin görünür görünmez tam desteği de bu nedenle onlara dönüktür. Ancak bugün takke düşmüş kel görünmüştür ki amaç belli bir etnik kökenden gelenlere haklar sağlamak değil onların adını kullanarak bölgede her ne pahasına olursa olsun egemenlik sağlamaktır. Söz konusu durum, hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki bu ülkede refah ve huzur içinde birlikte yaşamak isteyen insanlara herhangi bir katkı sağlamayacağı gibi Anaların daha çok ağlamasına, Türkiye'nin kan kaybetmesine neden olacaktır. Sonuç olarak burada herkes kaybedecek,Efendiler kazanacaktır. Dolayısıyla temel sorun Cumhuriyetle hesaplaşmak değil tam aksine çağdaş bir ülke olmak hedefine yeniden döndürmektir. Şunu da unutmamak gerekir ki kim Cumhuriyetle hesaplaşalım diyorsa Efendilerin ağzıyla konuşmaktadır.

Burada bizlere düşen Ulusal bilinci ayakta tutmak için bıkmadan usanmadan doğruları ve görünmeyenleri anlatmak ve sağlıklı bir örgütlü yapıyı oluşturmaktır. Kuşkusuz halihazırda var olan her örgüt şapkasını önüne koyup doğru bir yol haritası çizmek zorundadır. Aksi emperyalist güçlerin önünü açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bugünün koşullarında asıl soru ulusal cephenin en büyük siyasl örgütü CHP'nin olası bir seçim sürecine girilmiş olmasına karşın Kurtuluş ve Kuruluşun mihenk taşı 30 Ağustosu, planlı bir biçimde ve örgütsel olarak kutlamaması anlamlı gözükmemiştir. Ancak İzmir'in kurtuluşunu ve simgesel olarak haydut devletlerin piyonlarının ülkeden kovuluşunu, partinin kuruluş günü kabul eden 9 Eylülü böyle sessiz sedasız geçmenin kendini yok saymak anlamına geleceği herhalde düşünülmesi gereken bir konudur. Artık herkesin, her örgütün kafa karışıklığından kurtularak gereğini yapmasının tam zamanıdır.    


Batur İlter