Konuları değerlendirirken, büyük pencereden bakarak ve uzun vadeli adımları iyi saptayarak yaklaşabilirsek siyasi sonuçlar almamız,gidişata müdahale edebilmemiz söz konusu olur.Bunu CHP bağlamında ele alırsak önce ülkenin objektif ihtiyaçlarını ve önceliklerini doğru algılamamız gerekir.Kuşkusuz CHP olmanın kendiliğinden partiye yüklediği misyonu da hiçbir zaman unutmadan bütün bunları şekillendirmek, hedef kitleye sunmak,onların en yaygın biçimde örgüt çalışmalarına katılımını sağlamak parti yönetim birimlerinin asli görevidir.Olayı yalnız seçim noktasına indirgemek ise partinin parti olmak yönünü ve siyasallaşmasını büyük ölçüde göz ardı etmek anlamına gelir.Dolayısıyla gündelikçi yaklaşım yalnızca seçim partilerine özgüdür.O nedenle herkesten oy alayım derken yaz takımı kurar gibi listelerle seçmenin karşına çıkmaları.magazin sel vaatlerde bulunmaları da olağan karşılanabilir.Bunlar oturmuş demokrasilerde toplumun o dönem ki ortamına göre oy alan asansör partilerdir.Kalıcı olan partilerse o ülkenin siyasi damarlarına hitap eden,onlardan güç alan partilerdir.

Türkiye'de de demokrasi en kötü dönemlerinden birini yaşamakta, katılımın yok sayılmasıyla,demokrasinin olmazsa olmazlarının göz ardı edilmesiyle, yalnızca seçime endeksli bir sistem halka dayatılmaktadır.Bu durum aslında siyasetin kontrol edilmesinin kolaylaştırılmasıdır.Eskiden halkın kontrolü ve yönlendirilmesi için toplum içinde büyük bir çalışma ve masraf yapmak gerekiyordu.Şimdi ise var olan parti üst yapılarını ve medyayı kontrol etmek yeterlidir.Partiler belli olduğundan özünde sonuçta şimdiden aşağı yukarı bellidir.İşte tiyatro dediğimizde budur.Bunun dışına çıkıp siyasallaşılamıyorsa,sorun çözümsüz demektir.CHP açısından to be or not to be, yani olmak ya da olmamak dediğimiz ve ülkeyi de doğrudan ilgilendiren durum budur.

Şapkayı önümüze koyup neyi yapıp neyi yapamadığımıza bakıp süratle partiye çeki düzen vermemiz kaçınılmaz bir adım olmalıdır.Zaten bu yapılmadığı sürece partinin kısır döngünün devamını sağlayan unsurlardan biri olması ve giderek diğerlerinden farkı olmayan bir konuma girmesi olağan bir sonuç olacaktır.

Her zaman vurguladığım gibi CHP'ni yönetmek için önce CHP'nin siyasi kimliği,tarihi,geleneği ve davranış biçimleriyle Atatürk'ün Türkiye için kurguladığı çağdaş toplum projesini iyice algılamak gerekir.,Parti yapısını,yaşantısını bu anlayışa dayandırmadan oluşacak her ortamdan büyük çoğunlukla bugünkü yoz siyasete su taşıyan ürünler çıkması kaçınılmazdır.Kısacası ana sorun siyasi etik yasası çıkarmadan önce düşündüğümüz çizgi ve yapıda siyasetçileri kendi partimizde yetiştirmektir.Daha da önemlisi onları yönetim birimlerine taşımaktır.Yani gerçek CHP olmadan CHP olmak ve ülke siyasetine damga vurmak olanağı yoktur.

Bütün anlattıklarımız parti yapısı ve yaşantısı ile doğrudan ilgilidir.Dolayısıyla ideolojik konuya girmeden önce yapısal durumu irdelemek daha doğrudur.Kaldı ki bu da temelde ideoloji ile doğrudan bağlantılıdır.O nedenle üyelik parti için en önemli konudur.Doğal olarak,üyelerin birbirleri ve parti ile ilişkilerini kapsayan kurallar bütünü de parti içi yaşam anlamında tayin edicidir.Partinin hangi temele dayandığını göstermesi bakımından da ideolojinin somut bir göstergesidir.Parti üyeliği konusunu ele alırsak; son dönemlerde yapılan tüzük değişikliği ile aday üyelik kaldırılmıştır. Dolayısıyla partiye kaydolan,partiyle ilgili hiçbir bilgisi olmadan partide tüm haklara sahip olmaktadır.Ayrıca parti içi işleyiş ve ortamla ilgili de herhangi bir ilişkiye girmemiş olduğundan belli bir bilince ulaşması mümkün olmamaktadır.Sorumluluklarını yerine getirip getirmediği ise hiç sorgulanmamaktadır. Bu durum,kuşkusuz var olan bozuk düzenin devamını sağlarken,kullan,at sistemini iyice kurumlaştırmaktadır.O nedenle üyeliğin parti yapısının temeli olduğu iyi algılanmalı özgür,bilinçli ve katılımcı üyelerden oluşan bir yapının yaratılması için gereken süratle yapılmalıdır.Bunun için hem aday üyelik süresi en az 6 ay olmalı hem de bu süreçte iç eğitim başta olmak üzere çalışmalara aktif katılım sağlanmalıdır. Tüzükte parti içi demokrasi gerçek anlamda yaşama geçirilmelidir.Türkiye'ye demokrasiyi getiren partinin,bu gün itibarı ile ülkeye yeniden demokratik bir yaşam tarzını getirebileceğini inandırması için önce kendi içinde bunu uygulaması ve yeşertmesi gerekir.Kaldı ki düzgün, dürüst ve halktan yana siyasetçilerin ancak bu ortamdan yetişebileceği unutulmamalıdır.

Detayların da ciddi biçimde tartışılması gerekir.Bu konuya devam edeceğiz,ancak partide parti içi demokrasi olduğu iddiası gerçekle bağdaşmamaktadır.Partide 40 yıl evvel var olan demokratik hakların olmadığı,kadın ve gençlik kollarının hala kağıt üstünde kaldığı bir partide benden önce  demokrasi yoktu söylemleri,CHP tarihinin bile doğru dürüst bilinmediğinin somut bir göstergesidir.Herkesin sağduyuya ulaşması gerekir .Yoksa küçük hareket var olanı tüketmekten başka bir işe yaramaz, oysa büyük harekette herkese yer vardır.En önemlisi ise, CHP'nin gerçek kimliği ile siyaset arenasında yerini almasıdır.Bu,aynı zamanda Türkiye için de yaşamsal önem taşımaktadır.   


Batur İlter