ONİKİYE BEŞ KALA

Karmakarışık bir gündem bombardımanı ile Türkiye çalkalanıyor. Ancak CHP'nin, biraz gizlenmeye  çalışılsa da tek gündemi MV adaylıkları gibi gözüküyor..Genel merkezin talebiyle yapılan son yönetmelik değişikliği skandalında da garanti seçilebilecek yerlerin neredeyse tamamından fazlasını kendisinin saptamaya çalışması,örgütün yok sayılması,üyelik haklarının gasp edilmesi anlamına gelmekte ve en vahimi iktidar olma arzusu yerine mevcudu paylaşma görüntüsünü açıkça ortaya sermektedir.

Kuşkusuz bunun en büyük kanıtı, yasanın by pass edilmeye,delinmeye çalışılması ile eğilim yoklaması diye gerek yasada gerekse tüzükte ne olduğu tanımlanmamış bir şeyin sürekli gündemde tutulmaya çalışılmasıdır. Aslında en önemlisi, MYK ile Parti Meclisinin birkaç itiraz dışında oy birliği ile söz konusu yönetmeliği onaylamasıdır. Bu mutabakat, hem siyasi partiler yasasının 37/2 maddesine hem parti tüzüğünün,58/B maddesine hem de kendi yaptıkları yönetmeliğin 11.inci maddesine aykırıdır. Yani ,tüm maddeler yönetmeliğin 12 .inci maddesinin tam tersidir.Bu arkadaşların yaptığı açıkça söz konusu maddelerin belli bir amaç doğrultusunda ters yüz edilmesidir.

Yasadaki ibare 'ÖN SEÇİM YA DA ADAY YOKLAMASI YAPILMAYAN YERLERDE siyasi partilerin merkez yoklaması veya diğer usullerden biri veya birkaçı ile aday belirleme yetkisi saklıdır.' şeklindedir.12.inci maddede ise'..Parti Meclisi bu%15 kotayı(merkez yoklaması kotası) bir seçim çevresinin tümü için kullanabileceği gibi, SPK 37/2 ve bu yönetmeliğin 11.inci maddesine göre göstereceği %5 merkez adayları haricinde,ön seçim,aday yoklaması veya eğilim yoklaması yaptığı seçim çevrelerinde sıralar ayırmak suretiyle de kullanabilir.(Tüzük,madde58-C-5)' denmektedir. Yukarıdaki maddelerin hiçbirinde böyle bir şey yazmadığı gibi,tam aksi yazmaktadır.

Adrese teslim adaylıkları olanlar ile saadet zincirine girme hayalleri ile  yaşayanların, bunu doğal karşılaması mümkündür, ancak partinin bu anlayışla yönetilmesi kabul edilemez olduğu gibi mevcut yönetime güven de ciddi biçimde zedelenmektedir. Öte yandan Süheyl Batum'un ihracı konusundaki öngörümüzün mahkemenin ilk celsesinde usulden  bozularak  gerçekleşmesi de bu kararı oy birliği ile alan MYK' nunyaptığı görevde ne kadar ehil ve güvenilir olduğunu gözler önüne sermiştir.Ayrıca, Eskişehir'in merkez yoklaması kapsamına alınması da yapılanın bilinçli bir tasfiye hareketi olduğu izlenimini vermektedir.

Ben  her zaman olduğu gibi aday belirlenmesinin seçimle olmasından yanayım ancak koşullar ne olursa olsun aday olma ısrarında olan rütbelileri görünce de siyasetin nerelerden nerelere geldiğini görmekten de gerçekten hem Türkiye hem CHP adına üzüntü duyuyorum. Aslında seçim yöntemi sorununun tartışılması gerekirken bunun hiç konuşulmaması asıl niyetin ne olduğunu  göstermektedir. Her neyse, uzun zamandır ön seçim yapılmadığı için  olayın ne olduğu da tam algılanamamıştır.Özellikle çok ilçeyle yapılan ön seçimin adaletsiz olma olasılığı her zaman çok yüksektir. Hele hele önceden hazırlıklı ve yukarıdan himayeli birliktelikler varsa diğerlerinin aday olarak da ilçe olarak da yem olması ve  devre dışı kalması kaçınılmazdır.

Buradaki temel sorun parti hafızasının parti içi demokrasi ve seçimler konusunda kaybolmaya yüz tutmuş olmasındadır. Bugünkü yönetim anlayışının. CHP'nin parti tarihi ile ilgili bilgi birikiminin maalesef yeterli düzeyde olmaması da Türkiye'ye demokrasiyi getirmiş partinin, parti içi demokrasi konusunda düştüğü içler acısı durumu desteklemektedir. Baştan beri vurguladığımız gibi parti adayları mutlaka seçimle saptanmalıdır. Eğer kontenjan kullanılacaksa yasada yazıldığı gibi %5'i geçmemeli(1.inci bölge için 2 kişi) ve bu kontenjanlar partide aktif siyaset yapanlar için kullanılmamalıdır.Bu seçim sistemine göre yapılan seçimler, özellikle büyük şehirlerde mutlaka aday yoklaması yöntemi,dolayısıyla ön seçim delegeleri ile yapılmalıdır.14 ilçede yapılan seçimde aday yoklamasının ne kadar önemli olduğu örnekleme ile somut hale gelecektir. Hesaplama, tüzüğe göre 2011 seçimlerine göre yapılmaktadır.

Dolayısıyla, Kadıköy ilçesi bu seçimde 215000 oy almıştır, üye sayısı ise 9700 civarındadır. Öte yandan Ataşehir ilçesi 86000 oy almış, 13000 üyesi varken, Kartal ilçesinin ise 97000 oyu ve 12000 üyesi vardır. Her iki ilçenin oy toplamı 183000 iken, üye toplamı 25000' dir. Sonuçta ön seçim yapıldığında Kadıköy 215000 oyuna karşılık 9700 kişiyle temsil edilirken, Kartal+Ataşehir toplam 183000 oyuna karşılık 25000 kişiyle temsil edilmektedir. Oysa aday yoklaması ile seçim yapılmış olsaydı, Kadıköy yaklaşık 4500 delege ile temsil edilecekken diğer iki ilçe yaklaşık 1800+2000=3800 delege ile temsil edilecekti.

Yani,aslında söz konusu 2 örnek ilçe oy olarak Kadıköy'ün yanına yaklaşamazken,ön seçim tiyatrosuyla Kadıköy'ün iki buçuk mislinden fazla temsil olanağı yakalamıştır.İşte Kadıköy gibi ilçelerin figüran olma hikayesinin iç yüzü budur.  Kuşkusuz, siyaset dışı ölçülerle oluşturulan  ittifakların yarattığı listelerin garabeti sonuçta seçmen nezdinde notunu alacaktır.Eğer kontenjanlarda aynı paralelde olursa sıkıntıyı partinin çekmesi kaçınılmazdır. Amaç CHP'ni mevcut partilerin kötü bir kopyası haline getirmek ve evcil bir düzen partisi oluşturmaksa yolunuz açık olsun,ancak unutmayın ki CHP'nin siyasi kimliğini gerçekten taşıyanlar buna asla müsaade etmeyeceklerdir.

Batur İlter