YETER ARTIK BEYLER!

 

 

 

Tarih

Per 18:44

 

Kişisel gizliliğinizi korumak amacıyla postadaki resimler engellendi Resimleri göster

 

Ülkenin geldiği bu noktada,sen yine bildik,klasik parti içi iktidarı elinde tutma yöntemlerini uygulama işaretleri veren girişimlerde bulunuyorsan,o zaman Cumhuriyet Mitinglerini,Geziyi anlamadığın gibi son referandum sonuçlarını da anlamadığın açıkça ortaya çıkmıştır. 

 

 Günümüzde CHP artık şehirlerin partisidir.Demokratik Solu sürükleyenler,ülkeyi çağdaş uygarlığa götürecek olanlar ancak Türkiye'nin aktif unsurları olabilir.Senin,parti olarak görevin,her kesimden konuşan,tartışan,ülkenin artı değerini yaratan insanların partiye ulaşmasını,orada liyakata göre yer almasını,kendini ifade etmesini sağlayacak bir parti içi düzeni oluşturmaktır.İşte,ancak o zaman kırlara da önderlik yapmak ve gerçekten Halk Partisi olmak mümkündür.

 

  Aklı başında olan herkesin klasik numaralara karnı toktur.Parti tabanının ve CHP seçmenin beklentisi,parti içi demokrasinin gerçekten var olduğu,üretken,paylaşımcı ve dinamik bir partidir.Emeğe,tecrübeye,bilgiye,dolayısıyla liyakata dayalı,parti geleneğini, ahlakını,felsefesini bilen kadrolardır.Bugünkü yönetim anlayışının ve kadrolarının partiyi taşıyamadığı,ülkenin geleceği için bir umut ışığı yaratamadığı ortadadır.Bu yapı,yönetim anlayışı ve kadrolarda ısrar etmek,siyasi iktidarın Türkiye'yi halka rağmen ele geçirmesini görmemezlikten gelmek,halkı örgütsüz bırakmak anlamına gelir.

 

  Durumun bir genel başkan değişikliği ile düzeleceği yaklaşımı da ne yazık ki ciddi bir yanılgıdır.Bu tarladaki ürünlerden süper men çıkmasını beklemek, boşa zaman kaybetme anlamına geldiği gibi ortada gerçekten bir parti olmadığı sürece süper men olsa bile yapabileceği şeylerin çok kısıtlı olacağı ortadadır.

 

  Atatürk'ün Kurtuluş hareketine başladığı ilk günden itibaren demokrasiye verdiği önem ve meşruiyeti halktan alma kararlığı,bugünkü otoriterleşme çabasına daha o zamandan doğrudan tavır koyduğunun somut bir göstergesidir.Yaşanan süreç, bize gerçekten de Demokrasinin paylaşıldıkça çoğaldığını,esirgendikçe tükendiğini göstermiştir.Dolayısıyla onun partisi de söz konusu temel yaklaşımlarına uymak ya da onun partisi olmaktan çıktığını ilan etmelidir.

 

 Bugünkü CHP tüzüğü, ne yazık ki örselene örselene,otoriterleşmeye çok uygun hale gelmiştir.Parti içi iktidar kimdeyse istediğini yapmakta sınır tanımamaktadır.Ayrıca çok sıkıştığında tüzüğü rafa kaldırma hakkını kendinde görebilmektedir.İktidarda da olmayanların partide yaşama şansı yok denecek kadar azdır.Her gelen öncekileri hemen tasfiye etmeye çalıştığından sonunda onu da tasfiye eden ve partiye kan kaybettiren sistemin çalışmasının bir aracı olmaktadır.Zaten parti içi seçimlerde ağırlık delege seçimlerinden başlayarak çoğunluk sistemi olduğundan %elliyi milim aşan her şeyi ele geçirmektedir.

 

Oysa,en azından delege seçimlerinde nispi temsil sistemi uygulanarak tabandaki tüm unsurların hem temsiline hem de kendilerini ifade etmelerine olanak sağlamak mümkündür. Bütün organ seçimleri de beraber yapıldığından maalesef CHP'de hem de diğer partilerde kuvvetler ayrılığı diye bir şey yoktur.İlçe Başkanlığından itibaren aday olabilmek için %10 barajını geçmek gerekmektedir.Kadın ve gençlik kolları kağıt üzerinde olmanın ötesine nedense geçirilmemektedir.Dolayısıyla partide dinamik baskı gruplarını oluşmasının önü kesilmektedir.Bunları daha da detaylandırmak mümkündür.Ancak ihtiyaç açık biçimde ortadadır.

 

 

Yukarıdakilere daha çok yetki vermek yerine,aşağıdakilerin seslerini duyurmasına,etkin olarak katkı yapmasına olanak tanıyacak bir tüzüğün oluşturulması ve bunun uygulanacağının garantiye alınması,atılması gereken vazgeçilmez ilk adımdır.Kısacası örgütlerde tartışıldıktan sonra süratle yapılacak bir tüzük kurultayından sonra olağan kurultay süreci başlatılmalıdır.Aksi taktirde yapılacağı söylenen olağan kurultay parti içi elde tutma çabasından başka bir şey olamayacaktır.Zaten delege seçimlerinin, büyük şehirlerde çoğunluğun olmadığı Ağustos aylarına rastlatılması da bunun somut bir göstergesidir.

 

Ülkenin ve partinin bekası için yapılması gerekenleri değilde kendileri için bir şeyler yapanlar bunun hem hesabını verecekler hem de vebalini taşıyacaklardır.Kimse Türkiye'nin geleceğini kendi ihtiraslarına kurban edemez,o nedenle tabanın artık yeter diyeceği noktaya gelinmiştir.Bugüne kadar bir başarıları olmayanların,kendi aralarında oynadıkları tiyatroya dur demenin tam zamanıdır!

 

     

 

Batur İlter