İçimizi acıtan bir CHP klasiği daha sahneye konuluyor yine!.. Aynı oyunu izlemekten sıkılmadınız mı gerçekten? Hala sizin istediğiniz son ile bitecek diye aynı sonuç ve değişen kişilerle benzer başlangıçları izliyoruz. Bizler bir dizi izler gibi CHP'nin hem kendi içinden hem dışından kemirilişine tanıklık ederken, gözümüzün önünde en önemli devlet yetkilerinin tek kişi üzerinde toplanmasına, CHP yönetiminin değişimi için yapılan itirazların binde biri kadar itiraz edemedik. Fiili yetkileri kuşandıklarında "anayasa ihlali var", "anayasa (hukuk) dışına çıkmış bir yönetim var" itirazını, "CHP yönetimi değişsin" kadar yüksek sesle söylemiş olsaydı tüm toplum, bugün seçimler üzerinden anayasaya rağmen başka bir rejimin uygulanması sürecine bu kadar kolay girebilir miydik?

           
Anayasa hala var, ama yetkileri giyinip kuşananların elinde sadece kendilerine destek olmayanlara karşı kullanılan bir araç. Anayasanın tanımladığı rejimin tamamen dışına çıkılan uygulamalara itiraz etmesi gerekenler en başta, kendilerini hazır hissederek cumhura baş olmak için yola çıkanlardır. Çıkmak istedikleri koltuk için verdikleri mücadelenin, koltuk doldurulduktan sonra bir anda bıçak gibi kesilmesi ve ittifak adını verdikleri birlikteliğin sadece Meclis'e vekil taşımaya yetmesi, CHP odaklı sorgulamalardan daha önemlidir.
         
Türkiye'nin CHP etrafında kurultay umudu ile tüketilen umut ve enerjisini sinerjiye çevirecek olan, sandık öncesinde iddia ile ortaya çıkanların ortak itiraz noktalarında güç birliği ederek, tüm baskılara karşın alanlarda toplanan toplumsal muhalefeti  sahipsiz bırakmamak ve besleyerek güçlendirmek olmalı değil miydi? Herkes eline sopasını alıp CHP'nin üzerine yürüme alışkanlığı içinde aynı söylemde toplaşırken, hepimizi içine yuvarlayan büyük bir boşluk yaratılıyor. Sorun tek başına CHP ve yönetimi değil. Dağınık olan muhalefetin her bir seçimde eritiliyor olması. CHP'nin buradaki rolü hataları ile kolaylaştırıcısı olduğu cambaz rolünden öte değil.
         
CHP odaklı algı yönetiminin bu erimede etkisi yadsınamaz. Yetmedi mi? Bitmedi mi? Ne zaman bitecek? Kurultaylarla bir kadro gidip diğeri gelerek partinin özünden nasıl uzaklaştı(rıldı)ğını ne zaman göreceğiz? Umudun adresi CHp ve kurultay dizgesi oldukça,  aynı fasit dairede dönüp duruyor olacağız. CHP'nin yapacağı tek şey var; özüne dönmek. Kuruluş felsefesi ve altı oku yeniden günümüz koşullarına uyarlamak. CHP'den uzaklaşan kitleleri yeniden partiye sadece oy olarak değil, nefer olarak çekmek.
           
CHP'nin durduğu yer değildi yanlış olan. CHP, çekilip itildikçe uzaklaştığımız Cumhuriyet ve değerleri ile örülü kurumların boşaltılmasıydı. CHP yeterince sahiplenemediği için hedef tahtasına konuldu Atatürk ve ilkeleri.
           
Türkiye'de yüzyılların birikimi olan kurumlar alaşağı edilerek, elimizden alınan özgürlüklerin tek kişi üzerinden tehdit ve korku içeren yeni bir yapılanmaya evrilişinin hız aldığı bir süreçte; ben aday olursam kazanırım iddiası ile aday olup, "adam kazandı" diyerek teslim olan, şimdi ben başkan olursam CHP iktidar olur diyorsa; söylenecek tek cümle; GEÇİNİZ'dir.
          
CHP'yi kurultaylarla gündemde tutmak yanlışından çıkmak için, yıllardır  yazmaktan bıkmadığım bir formülü yineleyeceğim. Evet kurultay yapılmalı. Kimin başkan olacağı daha sonraya ertelenmeli. Öncelik partiyi kuruluş felsefesine döndürerek yeniden yapılanmada olmalı. Parti günlerce süren bir kurultay sonrasında ortaya bugünkü delege sayısını bul, başkan ol sisteminin dışında bir yeni yapılanmaya gitmeli. Kılıçdaroğlu'nu yerinde tutan başkasının çıkmasına fırsat vermeyen ve İnce ile yürütülen kurultayların benzerini yapmak akıl işi değil. Parti kendi içinden başka adaylar çıkarmalı. Ancak can alıcı soru; bunun zamanlaması.
          
CHP, tüm önceliğini, elinde olan belediyeleri tutmaya ve bir önceki yerel seçimde kıl payı kaybettiği yerler için çalışmayı  öncelemeli. Yerel seçimlerin öne alınacağını kestirmek hiç zor değil. İktidarın en büyük kozu oldu seçimler. Bir yandan partiler eritiliyor, diğer yandan da işsizlik, enflasyon, giderek pahalanan yaşamın kaygıları ile bunalmış kitleleri oyalama ve piyasayı da seçim ekonomisi ile hareketlendirme işlevi görüyor sandığa indirgenen seçim süreçleri. Toplumsal muhalefet giderek büyürken, şaibelerle anılan sandıktan sürekli aynı iktidar çıkıyor. Her sandık sonrası bir CHP polemiği öne çekilerek, sandık öncesi ve sonrası yaşananlarla ilgili sorular yanıtsız kalıyor.
         
CHP Yönetimi acilen, günler sürecek büyük bir kurultayın çağrısını yapmalı. Hazırlıklara şimdiden başlanmalı. Partinin yeniden yapılanması kolektif bir irade ve sadece delegelerden ibaret olmayan bir oylama sistemi ile gerçekleştikten sonra, yeni tüzüğe göre yapılacak ilk kurultayda yönetim değişmeli. "Bir daha asla CHP'ye oy vermem" diyen, her seçim öncesi umutlanmış ve şimdi artık küskünleşmiş kitleleri yeniden partiye çekmenin başka yolu yok. Bu kitlelerin yerel seçimler için canla başla çalışması isteniyorsa, parti yerel seçim sonrasında toplanacağını ilan edeceği büyük kurultay sözünü vermek zorunda.
         
CHP, seçim öncesinde harekete geçen ve seçim sonrasında kendi içine dönük görüntüsünü terk etmeli. Seçimden seçime harekete geçen ve kendi içinde yer kavgası ile enerji tüketen örgütler değil, sürekli toplumla iç içe gönüllü çalışan ekiplerle canlandırılmalı parti. Küskünleri yeniden çekmenin yolu belli: Yeni değil!...Yeniden CHP!...
         
Bir sözüm de, herkesin koşullarını zorlayarak sandık başına gitmek konusunda özverisi ile seçilmiş olan hatta bazıları bulundukları kenti tanımadığı halde, o kentin birinci sırasına yerleşmek için kaprisler yapan vekillere. Bir kişi bir kişidir. Vekilliği bırakıp, herhangi bir ilimize belediye başkanı olmaya kalkışan olursa, karşısında tüm partilileri bulacaktır. Belediye başkanı olmak isteyen mazbata almaya heves etmemeliydi. Parti yönetimi bu hataya kesinlikle düşmemeli. Bir süre umudun adı olan İnce'ye düşen, kendisinin seçileceği kurultay peşine düşmek yerine, tüm yurttaşlara, "haydi var gücümüzle yerel seçimlere" diye seslenebilmesidir. Başkan olmaktan daha değerlidir nefer olmak. Başkan heveslisi çok; partinin koşulsuz neferlere gereksinimi var. "Ben Cumhurbaşkanı adayı olmuşum, Belediye başkanlığında işim ne?" dememeli. İzmir'e yeni bir soluk, bir sinerji gerek. İnce'nin arkasına aldığı rüzgarı  İzmir'de değerlendirmek çok akılcı olacak. İddiasını tüm ilçeleri almak olarak ortaya koyarak nefer olmalı. Parti içinde vekillikten dolanarak hevesler besleyen ve İzmirlinin kerhen oy verdiği kişilerin bir de bu alanda tartışma başlatmasının da önüne geçilmeli.
         
Kurultay için evet ama şu dar alanda ve yine "ya Kılıçdaroğlu, ya İnce" modunda değil. "Ha Kılıçdaroğlu, ha İnce!..." Aynı yerde dönüp durmayı bırakmadan umutları boşa çıkan kitleleleri yeniden kazanmak zor. Parti artık keskin bir virajda. Sandık sonrasında yaşananlardan sonra, "ne Kılıçdaroğlu, ne İnce" noktasına gelindi. Şimdi herkes aklını başına toplayıp, yerel seçimlere asılmalı. Küskünlere de sesleniyorum. Gemiyi terk etmeyeceksiniz. Zaten gemi boşaltılsın isteniyor. Buna fırsat vermeyeceksiniz. Evet, CHP için şu süreçte acil olan liderlik. Kimin başkan olduğu kitlelerin umurunda bile değil. Örgütü toparlamak, bu dağınık görüntüsünün dışına çekmek ve sinerji yaratmak için iki isim nefer olduklarını ilan ederek liderliğe soyunmalı. İki isimden de beklenen, yeni yapılanma için söz vererek nefer olacaklarını açıklamalarıdır. Var gücümüz ile fazla uzak olmayan yerel seçimlere hazırlanmalıyız. Başkanlık o sadece bir koltuk ve eninde sonunda boşalacak. Koltuktan indikten sonra nasıl anılacağınız orada oturmaktan daha önemli.
        
Lütfen CHP artık çekilmeye çalışıldığı yere itilmeyi bırakıp, strateji değiştirsin. Aksi durum yeni hezimetler getirecektir. CHP için sürekli özüne dönmesi çağrısı yapılırken, öncelik bu dönüş için bir yol haritası olması gerekmez mi? Yeterince gecikildi. Devlet yönetimi tanınmaz halde. Yaşam biçimlerimizi tehdit eden düzenlemeye gerek yok, buna kendini yetkili gören yerel yöneticilerin müdahaleleri yetecektir.
        
Sandık öncesinde topluma anlatılmayan köklü değişiklikler yapılıyor. Oy kullananların çoğunluğu sadece Cumhurbaşkanı seçtiği sanısında. Rejimin değiştiğinin; Meclis'teki vekil sayısının çoğaltılıp, Meclis'in işlevinin onay kurumuna dönüştüğünü bilmiyor bile. Tüm bunları anlatması gerekenler, "sen mi başkan olacaksın ben mi?" noktasında görüntü vermekteler.
        
Herkes "CHP nasıl kurtulur?" yazısı yazmakta. Kurtarmak ister gibi batırma reçeteleri ve içine sızdırılan isimlerle geldiğimiz yer, CHP'yi kurtaramamak. Kurultay girdabında debelenme sürdükçe kurtarılacak gibi değil. Parti artık bunu görmeli ve önce ezberi bozmalı. Aksini düşünmek bile istemiyorum.

 

Tülay Özüerman