Şahin Mengü

 

Aydınlık Gazetesi, 9.5.2017

 

 

 

Olağanüstü kurultay kaçınılmazdır

 

  

Cumhuriyet Halk Partisi çok sıkıntılı günler yaşıyor. Bir taraftan düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan bir partide, genel başkanı tek adam olmakla eleştiren Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk ediliyor, diğer taraftan partinin ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcısı Selin Sayek Böke partideki görevlerinden bu yönetimin parçası olamayacağı gerekçesiyle istifa ediyor.

 Cumhuriyet Halk Partisi biat kültüründen gelmediği için parti içinde fikir tartışmaları hiç eksik olmamıştır.

 

  

HİZİPLEŞMENİN DORUĞU
 

 

Ancak, Merkez Yönetim Kurulu içinde de bu kadar hizipleşmenin olduğu bir dönem görülmemiştir. Her odada üç beş kişi bir araya gelip toplantılar yapıyorlar.

 Basına sızan haberlere göre Kılıçdaroğlu, Sayek’e “Parti sözcülüğünü bırak ama, istifa etme” demesine rağmen Sayek'in tüm görevlerinden istifa ettiği dilendiriliyor.

 Aslında Sayek istifa da geç bile kalmıştır. Parti sözcüsü olarak, referandum sonrası yapılan MYK toplantısında görüşmeleri özetlerken gazetecilere, (bana göre şu aşamada sine-i millete dönmek yanlış olmakla beraber) sine-i millet dahil mücadele için bütün seçeneklerin masada olduğunu söylemesinin üstünden iki saat geçmeden parti grup başkan vekiline sine-i milleti yalanlatmak, liderlikle bağdaşmaz.

 

Merkez Yürütme Kurulunda konuşulmayan bir konuyu parti sözcüsünün açıklaması mümkün müdür?

 

Asla böyle bir şey mümkün değildir. O zaman grup başkan vekiline o açıklamayı yaptırmakta liderlikle bağdaşmaz.

 

O grup başkan vekili de genel başkanın talimatı olmadan o açıklamayı yapamaz.

 

Eğer parti sözcüsü böyle bir yanlış yapıyor, yani konuşulmamış bir konuyu tartışılmış gibi gazetecilere açıklıyorsa da onu orada bir saat bile tutamak gerekirdi.

 

Fikri Sağlar olayı da tam bir içler acısı durum.

 

Düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan bir siyasi parti, bir milletvekilini, genel başkan hakkında yandaş bir gazeteye “tek adam” dediği gerekcesiyle, tedbirli olarak, kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kuruluna sevk ediliyor.

 

 

 

EKMELETTİN OLAYI
 

 

Anlaşılıyor ki artık partide eleştiriye bile tahammül kalmamıştır. Şimdi parti içindeki bir kısım partili olmaktan ziyade Kılıçdaroğlucular hemen, “Eskiden de oluyordu” savunmasını getireceklerdir.

 

Eskiden oluyor olması eğer o yapılanlar hata idiyse bugün de aynı hataların yapılmasını mazur göstermez. 

 

Ancak gelişen olaylar ve yaşananlar Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir yenilenmeye ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.

 

Cumhurbaşkanlığı seçiminde kimseye danışmadan, partinin yetkili organlarının görüşünü almadan Türk halkının hiç tanımadığı, Cumhuriyet düşmanı bir aileden gelen 20 yaşına kadar Mısır’da yaşamış bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklayan, Türkiye’nin içine girdiği yeni dönemi algılayamamış bir genel başkanla bu süreci aşmak imkansız olacaktır.

 

İmkansızdır zira Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi tabanını denilenleri “tıpış tıpış” gidip yapacak insan grubu olarak görüyor.

 

Baykal’ın yüzde 49'u kucaklamak için yapılması gerekenleri söylerken yaptığı tarif, Kurtuluş Savaşı yapılırken padişah ve İstanbul yönetimine karşı olanların birlikteliğidir.

 

Hem CHP’nin ve hem de Türkiye’nin bu birlikteliği sağlayacak bir genel başkana, daha doğru bir söylemle bir lidere ihtiyacı vardır. O nedenle Cumhuriyet Halk Partisi gecikmeksizin olağanüstü kurultaya gitmelidir, bu kaçınılmaz olmuştur, Kılıçdaroğlu’nun böyle bir birlikteliği sağlayamayacağı artık anlaşılmıştır.

 

Parti tabanında huzursuzluk had safhaya varmıştır. 

 

Bugünkü yönetimin Cumhuriyet Halk Partisi'nin başında kalmasından memnun olacaklar yerel yönetimlerde makam bekleyenlerle, AKP’li Recep Tayyip Erdoğan’dır.