CHP'nin muhalefet şerhi: Darbe girişimi fırsat oldu AKP OHAL anayasası yapıyor

 

CHP, AKP’nin komisyondan geçen anayasa önerisine verdiği muhalefet şerhinde, “tek adam ve diktatörlüğüne gidileceği, anayasanın ilk 3 maddesinin içinin boşaltıldığı, yürütmede tekleşme, devlette tekelleşme hedeflendiği” uyarısı yaptı.

Anayasalar, toplumsal uzlaşma metinleri olarak kabul edilmektedir. Temel görevi ise iktidarları, bireye karşı sınırlandırmaktır. İster yazılı olsun ister olmasın, bu özelliği nedeniyle bir ülkede yaşayan her bireyi ayrı ayrı ilgilendirmekte ve sorumluluk şemsiyesi altına almaktadır.

İster yazılı ister yazılı olmayan anayasadan bahsedilsin, devletin ve iktidarın anayasaya dayanması esastır.

 

Türkiye'ye en uygun Cumhurbaşkanlığı; partiler üstü, sembolik yetkilerle donatılmış, yürütme ve yasama üzerindeki etkisi sınırlandırılmış bir Cumhurbaşkanlığı modelidir. Cumhurbaşkanı’nın yargı ve diğer üst düzey bürokrasi atamalarındaki yetkileri kaldırılmalı, bir denge ve milleti temsil makamı olarak yapılandırılmalıdır.

Özetle ülkemizin diktatörlük rejimi kuran bir anayasanın aksine;

Kurucu değerlere bağlı, Özgürlükçü, Güçlü sosyal devleti öngören, Parlamenter sistemi esas alan, Güçler ayrılığına dayalı, Denge ve denetleme mekanizmaları olan ve iyi çalışan, Güçlü ve bağımsız yargıyı kuran, Özerk kuruluşları güvence altına alan anayasaya ihtiyacı vardır.

 

Teklif edilen metin Anayasa Komisyonunda bir kısım değişikliklere uğramışsa da getirilen sistemin özü ve esası değişmemiştir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere bu teklif bir hükümet sistemi değişikliği teklifi değildir. Bir rejim değişikliği getirilmektedir. Anayasanın ilk dört maddesinde güvence altına alınan Demokratik Cumhuriyet ve hukuk devleti yok edilmektedir. Egemenliğin fiilen milletten alınıp tek kişiye aktarılması söz konusudur. Aksak topal devam eden ve iyileştirmek için çaba harcamamız gereken demokratik düzen tamamen terk edilmekte, otoriter bir tek adam rejimi kurulmaktadır. Bu diktatörlük anayasasıdır. Dolaysıyla Anayasanın 4.maddesinde ifade edilen teklif yasağı kapsamındadır. Teklif edilebilmesi ve görüşülmesi mümkün değildir. Anayasaya aykırıdır.

Osmanlıdan bu yana devam eden ve Türkiye Cumhuriyeti ile kurumsal temelleri gittikçe güçlenen demokratikleşme sürecini kesintiye uğratan bu teklif, Cumhuriyet devrimiyle kazanılan tüm değerleri tersine çevirmeye dönük bir karşı devrim hareketinin anayasal zeminini yaratma arayışıdır.

Bu düzenleme ülkemizin yeni ve derin krizlere sürüklenmesinin yolunu açacaktır. Yol yanlıştır ve derhal dönülmesi gerekir. Bu teklifin Gazi Meclis çatısı altında görüşülmesi dahi tarihi bir ayıptır.

Bu nedenle teklife karşıyız.

Bülent TEZCAN Uğur BAYRAKTUTAN Muharrem ERKEK

Aydın Milletvekili Artvin Milletvekili Çanakkale Milletvekili

Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU Akın ÜSTÜNDAĞ Murat EMİR

Bursa Milletvekili Muğla Milletvekili Ankara Milletvekili

 

 

 

CHP’nin, AKP’nin anayasa önerisine verdiği muhalefet şerhinde, öneriyle tek adam ve diktatörlüğe gidileceği, anayasanın ilk 3 maddesinin içinin boşaltıldığı, ‘yürütmede tekleşme, devlette tekelleşme” öngörüldüğüne dikkat çekildi.

CHP’nin muhalefet şerhinde, özetle şu görüşlere yer verildi:

Tek adam sistemi: 1982 Anayasası, 1987 yılından bugüne 18 kez değişikliğe uğramış, 112 maddesinde önemli değişiklikler yapılmıştır. 2010 yılındaki değişiklik hariç bu düzenlemelerin tamamına yakınının sistemsel olarak ileriye gidişi temsil ettiği söylenebilir. İlk kez bu durum, Cumhurbaşkanlığı ismiyle anılan tek adam sistemiyle tümden tersine çevrilmek istenmektedir. AKP’nin getirmek istediği düzenlemeyle egemenliğin şahsileşmesinin önü açılmaktadır.

İlk 3 maddenin içi boşaltılıyor: Değiştirilemez hükümlerin koruduğu içerik, Anayasa’nın tümü ortadan kaldırılmadıkça değiştirilemez. Eğer anayasa değişikliği yapılırken anayasanın geçerliliği tartışılır hale getirilir, Anayasa’nın dayandığı temel ilkelere dokunulursa; o zaman anayasanın özünün boşaltılması, anayasanın çekirdeğinin ortadan kaldırılması gibi bir sonuç doğacaktır. Anayasal kimlik ve hukuk düzeninin karakteristik yapısına dokunan böyle bir değişikliğe izin verilmesi, bütün olarak korunması gereken Anayasa’nın varlığının ortadan kalkmasına ve sivil bir darbeye yol açacaktır. AKP’nin getirdiği teklifte, ilk üç madde şeklen değiştirilmemiş gibi görünse de demokratik hukuk devleti, demokratik cumhuriyet ve kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı düzenleme söz konusudur.

Otoriter sistem: AKP’nin getirdiği, aslında Başkanlık sistemi olduğunu iddia ettiği; ama, ismine Cumhurbaşkanlığı dediği sistemin güçlü kuvvetler ayrımını ve bu kuvvetlerin birbirini sıkı biçimde denetlemesini gerek kılan Başkanlık ile hiçbir ilgisinin olmadığıdır. Ortaya çıkan sistem, olsa olsa otoriter sistemler içinde özgün bir yaklaşım olarak anılabilir. Buradan anlaşılacağı gibi, getirilmek istenen, hükümet sistemi değişikliği değildir. Diktatörlük anayasasıdır.

Darbe girişimi ‘Allah’ın lütfu’ olarak değerlendirildi: 15 Temmuz darbe girişiminin ardından demokrasinin güçlenmesi, parlamenter demokratik sistemimizin aksaklıklarının düzeltilmesi gibi amaçlarla hareket etmek gerekirken, darbe girişimi “Allah’ın bir lütfu” olarak değerlendirilmiş, bu durum bir fırsata dönüştürülmek istenmiştir. Parlamento devre dışı bırakılarak 20 Temmuz’da olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmiştir. Her darbe kendi hukukunu ve anayasasını yaratır. Bu anayasa değişiklik teklifi 20 Temmuz OHAL darbesinin hukukunu yaratma, anayasasını hazırlama girişimidir. Artık yeni bir darbe hukukuyla karşı karşıyayız.

Milli egemenliğe sınır: Teklifle egemenliğin bir kişi lehine sınırlandırılması; başka bir ifadeyle Cumhuriyetin niteliklerine aykırı biçimde “yürütmede tekleşme, devlette tekelleşme” amaçlanmaktadır. Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nun kaldırılması, bugünkü anlamıyla Bakanlar Kurulu’nun olmaması, yürütme yetkisinin tek başına yetkili ama sorumsuz, hesap vermeyen ve denetlenmeyen bir Cumhurbaşkanı’na verilmesinin hukuk ve siyaset bilimi alanında karşılığı tek adam rejimidir. Milli iradenin merkezi olan TBMM’nin herhangi bir onaylama ve güvenoyu yetkisi bulunmamaktadır.

Yetki tam, sorumluluk hafif: Cumhurbaşkanı, yardımcıları ve bakanların yargılanmasına dair neredeyse imkansız koşullar sıralanmıştır. Milletvekillerinin soruşturma talep edebilmesi için 301, komisyon kurulması için 360, Yüce Divan’a sevk için ise 360 oy gerekmektedir. Görev süresi dolduktan sonra da geçerli olacak bu düzenleme, darbecilerin kendilerinin yargılanmaması için anayasaya eklettikleri geçici maddeleri andırmaktadır. Bu düzenleme ile Cumhurbaşkanı, herkese dokunabilen, her yeri düzenleyebilme hak ve yetkisine sahip olan ancak kendisine dokunulamayan bir kadir-i mutlak şahsiyet olacaktır.

Üniter yapıya tehdit: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihi ve toplumsal gerçekliği, sahip olduğu yönetim gelenekleriyle üniter (tekçi) devlet yapısı olan, tüm kurum, kuruluş ve örgütlenmesi bu yapıya göre gerçekleşen bir devlettir. AKP’nin getirdiği teklif ise doğrudan bu yapıyı risk altına sokmaktadır. Cumhurbaşkanına kararnameler yoluyla yasama yetkisine ortak olup, idari alanda sınırları belirsiz ve geniş bir düzenleme yapma yetkisi veren bu teklif, üniter yapıyı tehdit edecek şekilde kötüye kullanılmaya açık bir durum yaratmıştır. Başka bir deyişle bu yetkiler pekala federasyonun altyapısını oluşturmak üzere kullanılabilir.

Tek taraflı satır sistemi: Hiçbir demokratik başkanlık sisteminde başkanlara fesih yetkisi tanınmaz. Fesih yetkisi cumhurbaşkanının Meclis’i fesih tehdidi ile kesin olarak kontrolünü sağlamaya dönük bir araçtır. Örneğin cumhurbaşkanı veto ettiği yasayı salt çoğunlukla geçirmek isteyen, bütün engellemelere rağmen kendisini denetlemeye çalışan Meclis’ten bu yolla kurtulmak isteyebilir. Giyotin sistemi diye tarif edilen birlikte-karşılıklı fesih de denge unsuru olmaktan uzaktır. Çünkü cumhurbaşkanı bu yetkisi tek başına kullanırken Meclis ancak beşte üç çoğunlukla seçimlerin yenilenmesine karar verebilecektir. Bu giyotin değil, cumhurbaşkanının eline verilmiş tek taraflı satır sistemidir.

02 Ocak 2017 Pazartesi, 20:12