BELEDİYE SEÇİMLERİNDE TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 84.YIL DÖNÜMÜ.

 

Siyasi haklar konusunda Türk kadını, Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle,Atatürk devrimleri  ile birlikte önemli haklar kazanmıştır.4 Ekim 1926’da İsviçre Medeni Kanunu’nu örnek alan Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmiştir. Yeni Türk Medeni Kanunu evliliğin genel hükümleri kısmında kadın-erkek eşitliğini ön plana alarak önemli yenilikler getirmiştir. Türk Medeni Kanunu şu konularda değişiklik yapılmıştır:

  • Ailede kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır.

  • Evlilikte resmi nikâh zorunluluğu getirilmiştir.

  • Tek eşle evlilik esası getirilmiştir.

  • Kadınlara, istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanınmıştır.

  • Mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın-erkek eşit hale getirilmiştir.

    Daha sonra , 3 Nisan 1930’da Belediye Kanunu'nunda yapılan düzenlemeyle yerel siyasette yer alma ve yöneticileri belirleme hakkı elde eden cumhuriyet kadınları,  demokratik haklarını  ilk kez bu yılın sonuna doğru gerçekleşen seçimlerde kullandı. Çok sayıda kadın Cumhuriyet Halk Partisi`nden belediye meclislerine girdi. Serbest Cumhuriyet Partisi Ankara,İstanbul,İzmir ve bir çok ilden kadın aday gösterdi. Ancak parti kendini feshettiğinden dolayı kapatıldığı için adaylık süreci sonuçlanamadı.

26 Ekim 1933’te de 1924 tarihli Köy Kanunu ve 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunun değiştirilmesiyle kadınlar,  muhtar ve ihtiyar meclisi seçimlerinde ve milletvekili seçimlerinde seçme-seçilme hakkını elde etmişlerdir.

Bu yasal düzenlemenin 84.yılında,  Türk kadını önemli siyasal kazanımlar elde etmiş ancak tek başına bu yasal düzenlemeler, kadının ulusal ve yerel siyasal katılımını hala beklenen düzeye ulaştıramamıştır. Halihazırda 81 ilin sadece 2’sini; 922 ilçenin ise yalnızca 13’ünü kadınların yönettiği düşünülürse daha kat edilecek çok yolumuz var.